Çevresel ve Sosyal Etkenlerin Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğuna Etkisi
DOI:
https://doi.org/10.65380/bhd.2026.1.3Anahtar Kelimeler:
yöneyim kurulu- Şirket Menfaati- Çevresel ve Sosyal Sorumluluk- Türk Ticaret Kanunu Madde 369- Yeşil Mutabakat- Toplum Menfaati- Kurumsal Sürdürülebilirlik- Çevresel ve Sosyal Faktörler- Sosyal Sorumluluk- Şirketler HukukuÖz
Küresel iklim değişikliği, çevresel yozlaşma, kaynakların kıtlığı ve toplumsal sorunların büyümesiyle birlikte insanlık için bu kavramların önemi artmış olup zaman içerisinde daha da büyük önem arz edeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu sebeple, çevre duyarlılığı, tabii kaynakların kullanımındaki hassasiyet ve sosyal gelişmeler şirketlerin karar mekanizmalarının önemli gündem maddelerinden biri olmuştur. Farklı hukuk sistemlerinde artan regülasyonlar ve toplumdan gelen taleplerle birlikte şirketlerin çevresel ve sosyal konular üzerindeki çalışmaları hızlanmıştır. 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıkan yalnızca hissedarların menfaatini koruyan ve temsil eden bir yönetim kurulu anlayışından ziyade daha çok paydaşların ihtiyaçlarını ele alan ve yansıtan bir yönetim kurulu anlayışı fikri önem kazanmaktadır. Bu gelişmeler kapsamında yönetim kurulu üyelerinin çevresel ve sosyal konuları da dikkate alması beklenmektedir. Türkiye’de de son dönemde yayımlanan Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı 16 Temmuz 2021 tarihli Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve 7 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması ile kamu politikaları açısından bir irade ortaya konmuştur. Bu kapsamda; çevresel ve sosyal ilerlemeler kamu politikası olarak değerlendirilebileceği gibi aynı zamanda toplumsal refah veya toplum menfaati kapsamında da değerlendirilmektedir. Ancak, Türkiye’de özel sektörün en önemli karar mekanizması olan yönetim kurullarının bu faktörleri nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bir mutabakat olmadığı gibi, çevresel ve sosyal sorumlulukları üzerine de bir görüş bulunmamaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 369 kapsamında, yönetim kuruluna görevlerini yerine getirirken bir özen ve menfaat değerlendirmesi yükümlülüğü getirilmektedir. Bu kapsamda, yönetim kurulunun menfaati ve şirketin menfaati ayrı ayrı değerlendirilerek, yönetim kurulunun yapacağı işlemler için şirket menfaatini gözetme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu durum ilgili hükmün gerekçesinde; “yönetim kurulu üyesinin kişisel menfaatini, hâkim pay sahibini veya pay sahiplerini ve onların yakını olan gerçek ve tüzel kişiler ile üçüncü kişilerin menfaatini, şirketin menfaatinin önüne geçirmemesi kastedilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu doğrultuda yönetim kurulu üyelerinin her daim şirketin menfaatini gözetmesi gerektiği varsayımı kabul edilmiştir.
Gerekçenin devamında yönetim kurulu üyelerinin paydaşlar arasında bir menfaat çatışması olması halinde nasıl hareket etmeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir; “menfaatler çatışması bulunan hallerde yönetim kurulunun gerekli önlemleri almasını ve arm’s length temelinde yani, hâkim ortağı ve onun yakınlarını kayırmadan şirket için, şirketin menfaati için rekabet şartlarına uygun olarak pazarlık yapmasını ifade eder.” Ancak görüldüğü üzere, TTK madde 369 nezdinde ve hükmün gerekçesinde şirket menfaatinden ayrı olarak çevresel ve sosyal konularda toplum menfaatinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ve menfaat dengesi içerisinde nasıl bir hiyerarşik yapı içerisinde olması gerektiğine ilişkin kanun koyucu tarafından herhangi bir tanım veya çıkarım yapılmamıştır. Bu konu TTK’da açıkça belirtilmediği için yoruma ihtiyaç olduğu değerlendirilebilir. Bu doğrultuda; toplum menfaati ve toplum için yararlı olan ticari ve sosyal gelişmelerin şirket için de yararlı olup olmadığı bir tartışma noktası oluşturmaktadır. Şirketler hukuku özel hukukun bir alanı olup temel prensip olarak pay sahipleri, yöneticiler, şirketin kendisi ve menfaat sahipleri arasındaki ilişkiler sözleşme serbestisi ilkesine göre yürütülmektedir. Bu çerçevede toplumsal açıdan herkesin yarar sağladığı çevresel ve sosyal faktörlerin yönetim kurulu tarafından karar mekanizmasına dâhil edilmesi halinde tüm paydaşlar açısından olumlu sonuçlar yaratacağı çıkarımı yapılabilir. Bir diğer deyişle, şirket hissedarları, yöneticileri, şirketin kendisi ve menfaat sahiplerinin de toplumun bir paydaşı olduğundan bahisle, herkesin menfaatine hizmet edecek bir anlayış olduğu tartışılmaya değer bir noktadır.
Bu kapsamda ilk olarak; yönetim kurulu üyelerinin pozisyonları ve sorumlulukları değerlendirilerek, bulundukları şirket içerisindeki konumları ve yükümlülükleri ifade edilmeye çalışılacaktır. Akabinde, şirket menfaati kavramı lafzi olarak irdelenecek ve uluslararası anlamda tarihsel olarak istikameti tespit edilecektir. Bu kapsamda, kanun koyucunun belirttiği şirket menfaati kavramı tartışılacaktır. Öte yandan, TTK kapsamında değerlendirilmemiş ancak toplumsal menfaat ve sosyal refah olarak değer atfedilen çevresel ve sosyal gelişmelerin şirketler nezdinde ne şekilde değerlendirebileceği ortaya konacaktır. Gelişmekte olan bu trendin temel yapı taşını ise çevresel ve sosyal gelişmelerde şirketin uzun dönemde sağlayacağı menfaatin göz önünde bulundurulduğu ifade edilmektedir. Bu bilgiler ışığında; son bölümde yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğü kapsamında çevresel ve sosyal sorumlulukları incelenecektir.
İndir
Yayın Tarihi
Sayı
Bölüm
Lisans
Telif Hakkı (c) 2026 BİLGİ Hukuk Dergisi

Bu çalışma Creative Commons Attribution-ShareAlike 4.0 International License ile lisanslanmıştır.
BİLGİ Hukuk Dergisi'ne yayımlanması için değerlendirilmek üzere gönderilen makaleler, daha önce herhangi bir ortamda yayınlanmamış veya herhangi bir yayın ortamına yayınlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır.
Makalelerin yayıma kabul edilmesi durumunda ticari amaç da dahil olmak üzere ve aynı lisansı kullanılmak şartıyla, çalışmanın başka çalışmalarla birleştirilmesi, çalışmanın üzerine yeni bir çalışma yapılması ya da farklı düzenlemeler yapılmasına izin verilir.
Daha önce başka dergilerde, elektronik veya basılı ortamda yayınlanmış metinleri, resimleri, tabloları vb. kullanmak ve çoğaltmak için telif hakkı sahibinden imzalı izin almak yazarın sorumluluğundadır. İmzalı izin mektubu, imzalı ön yazı ile birlikte sunulmalıdır. Yazarların araştırmalarıyla ilgili olarak herhangi bir kurumdan aldıkları herhangi bir sponsorluğu veya desteği açıklamaları gerekmektedir.
BİLGİ Hukuk Dergisi'nde yayımlanmak üzere kabul edilen çalışmaların basılı ve elektronik tüm yayın hakları İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ("Üniversite") aittir. Üniversite’nin izni olmadan başka bir yerde yayımlanamaz. Yazarlar telif haklarını Üniversite’ye devretmiş sayılır, yazarlara ayrıca telif ücreti ödenmez.






